Kadı sicilleri, kadı divanı, mahkeme kayıtları, sicillât-ı şer‘iyye ve yaygın kullanımı ile şer‘iyye sicilleri denilen bu defterler kadı yahut nâibi tarafından tutulmakta ve çeşitli türden belgeleri içermektedir. Osmanlı Devleti’nde merkezde ve taşrada her tabakadan insanlar arasındaki hukukî ilişkilere dair kayıtları içeren bu defterler Osmanlı hayatının aile, toplum, ekonomi ve hukuk gibi birçok alanının tarihi için en önemli kaynaklardır. Kadıların Osmanlı sistemindeki etkin rolleri sebebiyle şer‘iyye sicilleri sosyal ve yerel tarih çalışmalarında da ana kaynak niteliği taşımaktadır.

Kayıtların konuları ise çok çeşitlidir. Alelâde vak‘alar, cinayetler, nikâh ve vergi kayıtları, narh uygulamaları, tayinler, lonca davaları, vakfiye ve vakıf muhasebe verileri en çok göze çarpan örneklerdir. Bu belge ve konu çeşitliliği şer‘iyye sicillerini tarih, hukuk, iktisat vb. pek çok disiplinin ana kaynakları arasına katmıştır.

Ab- ı Safi Kazası Sicilleri

Hendek kasabasında hızar sahibi olan Mehmed Ağa b. Ali Ağa’nın hızarına ait vergisini Âb-ı Safi, Akyazı, Dodurga ve Mudurnu kazaları bıçkı kârhanesi tımarı mutasarrıfı Ali Efendi b. Hüseyin’e ödemesi

Ma‘rûz

Mahmiye-i İstanbul’da Akşemseddin mahallesi sâkinlerinden ve Hudâvendigâr sancağında Âb-ı Sâfî ve Akyazı ve Bolu sancağında Dodurga ve Mudurnu kazâlarında kârhâne-i bıçkı tımarına mutasarrıf olan Ali Efendi b. Hüseyin meclis-i şer‘de tımar-ı mezkûr aklâmından Akyazı kazâsına tâbi‘ Hendek kasabası sâkinlerinden olup Mumcu Abdurrahman Beşe mübâşeretiyle ihzâr-ı şer‘ olunan Mehmed Ağa b. Ali Ağa muvâcehesinde mezbûr Mehmed Ağa Hendek kasabasında vâki‘ babasından mevrûs bir bâb hızarının babası fevtinden beri on bir senelik yedimdeki sûret-i defter mantûkunca resm-i hızariyemi vermeyip zimmetinde kalmağla taleb ederim deyü da‘vâ eyledikde mezbûr Mehmed dahi cevâbında hızar-ı mezkûru babası fevtinden vâlidesine babası zimmetinde olan ma‘lûmü’l-mikdâr deyni mukābelesinde ahzını nâtık i‘lâm-ı şer‘î ibrâzıyla mülkünde olduğunu inkâr ancak anası mezbûre tarafından der-uhde ve iltizâm ile bıçkı-i mezkûru iki sene zabtını ikrâr etmeğin mûcebiyle iki senede yedindeki sûret-i defter mantûkunca hızar-ı mezkûrun resm-i hızariyesini müdde‘î-i mezbûr Ali Efendi’ye edâ ve teslîme mezbûr Mehmed Ağa’ya tenbîh olunduğu Mahkeme-i Bâb’dan huzûr-ı âlîlerine i‘lâm olundu.

Fî 7 min-Rebî‘ülâhir sene 1162

Bab Mahkemesi 197 Numaralı Sicil (H. 1162-1163 / M. 1749-1750)
cilt: 73, sayfa: 133
Hüküm no: 70
Orijinal metin no: [10b-4]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Bıçkı karhanesi tımarına mutasarrıf Ali Efendi b. Hüseyin’in Hendek kasabasında hızarı bulunan Ali Ağa oğlu Mehmed’in hızar vergisini ödemesi talebiyle açtığı davanın mahallî mahkemesine havale edildiği

I am text block. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Ma‘rûz

Mahmiye-i İstanbul’da Akşemseddin mahallesi sâkinlerinden ve Hudâvendigâr sancağında Âb-ı Sâfî ve Akyazı ve Bolu sancağında Todurga ve Mudurnu kazâlarında vâki‘ kârhâne-i bıçkı tımarına mutasarrıf olan Ali Efendi b. Hüseyin meclis-i şer‘de tımar-ı mezkûr aklâmından Akyazı kazâsına tâbi‘ Hendek kasabası sâkinlerinden olup Mumcu Abdurrahman Beşe mübâşeretiyle ihzâr-ı şer‘ olunan Ali Ağa oğlu Mehmed Ağa’dan muvâcehesinde mezbûr Mehmed Ağa Hendek kasabasında vâki‘ babasından mevrûs bir bâb hızarının babası fevtinden beri on bir senelik yedimdeki sûret-i defter mantûkunca resm-i hızariyemi vermeyip zimmetinde kalmağla taleb ederim deyü da‘vâ ve mezbûr Mehmed Ağa [7a] dahi zikrolunan hızar babası fevtinden anası hissesine ifrâz ve tahsîs olundu deyip kendinin mülkü olduğunu inkâr edip ve rüsûm-ı hızariyemi dahi öteden beri ne vechile alınıp ve ne kadar alındı bilinmekde mahâlline muhtâc olmağla husûs-ı mezkûr mahâllinde mürâfa‘a ve şer‘an faysal verilmek iktizâ eylediği Mahkeme-i Bâb’dan huzûr-ı âlîlerine i‘lâm olundu bâkī fermân men‘ lehu’l-emrindir.

Fî 22 Rebî‘ülevvel sene 1162

Bab Mahkemesi 197 Numaralı Sicil (H. 1162-1163 / M. 1749-1750)
cilt: 73, sayfa: 114
Hüküm no: 41
Orijinal metin no: [6b-4]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Ada (Adapazarı) Kazası

Sabanca halkından Karagözoğlu Mustafa’nın terekesine yapılan müdahalenin önlenmesi

Sâdır olan fermân-ı âlîşâna imtisâlen işbu i‘lâma nazar olundukda Sabanca ma‘a Adapazarı kazâsında Sabanca kasabası sâkinlerinden iken bundan akdem fevt olan Karagözoğlu Mustafa cümle emlâk ve eşyâsı bi’l-irsi’ş-şer‘î kasaba-i mezbûre sâkinelerinden Zeyneb Hatun ile müteveffâ-yı mezbûrun zevcesi Hadîce Hatun’a intikāl etmiş iken verâsetinde alâkası olmayan ecânîbden Sarıbeyoğlu İbrahim demekle arîf zuhûr birle müteveffâ-yı merkūm benim ammim olmağla ben dahi hisse-i irsiye alırım deyü fuzûlî vâki‘ olan müdâhalesi men‘ olunması bâbında emr-i şerîf sudûrunda bundan akdem Zeyneb Hatun bâ-arzuhâl istid‘â etmekten nâşî mahâllinde şer‘le görülmek bâbında işbu sene-i mübâreke Cemâziyelâhiresi evâili târihi ile müverrah medîne-i mezbûre efendi dâ‘îlerine hitâben sâdır olan fermân-ı celîlü’ş-şân lede’l-vürûd terâfu‘-i [şer‘-i] şerîf etmek üzere iken müdde‘â-aleyh merkūm İbrahim hufyeten? kazâ-i mezbûrdan firâr etmekle İzmid mütesellimi tarafından ifâde birle İzmid’e ihzâr için mübâşir ma‘rifetiyle mezbûr Zeyneb Hatun İzmid nâibi efendi dâ‘îleri huzûrunda mahmûdü’l-ahvâl kimesneler ile dâr? verâseti beyân ederek gadr olduğundan İznikmid’den ihzâr ve hasımları ile tekrar terâfu‘-i şer‘ olunması için bir kıt‘a emr-i celîlü’ş-şân istid‘âsında olduğu i‘lâm-ı mezkûr meâlinden müstefâd olup fi’l-hakīka müdde‘â aleyh İznikmid’de olmağla mezbûre Zeyneb Hatun müteveffâ-yı merkūmun zevcesi Hadîce Hatun ile kazâ-i mezkûrda sâkine olup bu sûretde nisâ tâifesini ihzârdan recül ihzâr evlâ ve müdde‘â aleyh merkūm İbrahim’i ihzâr ile mahâllinde meclis-i şer‘-i şerîfde müfti ve ulemâ-i vücûh-ı belde ile âbâ, ced ve nesebi zikrolunarak huzûr ve şart olunan hazır oldukları hâlde gadr [ve] himâyeden hâlî hakkı adl üzere tarafeynin ber-vech-i nehc-i şer‘î terâfu‘ olunmak bâbında kazâ-i mezbûr nâibi es-Seyyid Hüseyin Edib Efendi dâ‘îlerine hitâben tekrar emr-i celîlü’ş-şân ısdârı muvâfık-ı irâde-i seniyyeleri ise ol bâbda emr [u] fermân hazret-i veliyyü’l-emrindir.

Anadolu Sadareti Mahkemesi 1 Numaralı Sicil (H. 1247-1250/ M. 1831-1834)
cilt: 93, sayfa: 128
Hüküm no: 117
Orijinal metin no: [24a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Mir Ali’nin, Adapazarı halkından vefat eden İsmail’in çocukları Mehmed Salih ve Esma için harcadığı miktarı vasîleri de olan dedeleri Mehmed’den istemesi

I am text block. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Sâdır olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen işbu arz ve derkenâra nazar olundukda medîne-i Adapazarı sâkinlerinden iken bundan akdem fevt olan İsmail nâm kimesnenin terekesi ber-mûceb-i defter-i kassâm müteveffâ-yı merkūmun sulbî oğulları sagīr Mehmed Salih ve sagīre Esma’ya münhasıra olup sagīrân-ı merkūmânın bâ-hüccet-i şer‘iye tesviye-i umûruna vasî nasb olunan sagīrân-ı mezbûrânın büyük babaları Mehmed nâm kimesnenin emriyle iki yüz otuz yedi senesinden berü nafaka ve kisvelerine sahib-i arzuhâl Mir Ali dâ‘îleri kendi mâlından bâ-müfredât dört bin dokuz yüz yetmiş üç buçuk guruşu vasîyy-i merkūm büyük babaları Mehmed’den sâlifü’z-zikr meblağı taleb eylediğinde meblağ-ı mezbûru vermeyip gadr-i küllî olduğundan meblağ-ı mezbûrun el-yevm alıverilmesi? bâbında bir kıt‘a emr-i âlîşân niyâzından ibâret olduğu derûn-ı arzuhâlden müstefâd olmağın bu sûretde vasîyy-i merkūm ile sahib-i arzuhâl Mir Ali mahâllinde huzûr-ı şer‘-i şerîfde lede’l-muhâsebe şer‘an alacak sâbit olur idi ise istircâ olunan fermân-ı âlî sudûru re’y-i savâb idiği huzûr.

Anadolu Sadareti Mahkemesi 1 Numaralı Sicil (H. 1247-1250/ M. 1831-1834)
cilt: 93, sayfa: 152
Hüküm no: 153
Orijinal metin no: [30a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Mir Ali adlı şahsın, Adapazarı halkından İsmail’in çocukları Mehmed Salih ve Esma için yaptığı harcamaları vasîleri de olan dedeleri Mehmed’den istemesi

Ma‘rûz,

Sâdır olan fermân-ı âlîşâna imtisâlen işbu arzuhâl ve derkenâra nazar olundukda vilâyet-i Anadolu’da Adapazarı sâkinlerinden bundan akdem vefât eden İsmail’in sulbî oğlu Mehmed Salih ve sulbiye kızı Esma nâm sagīrlerin büyük babaları olup tesviye-i emirlerine bâ-hüccet-i şer‘iye vasîyy-i mansûbları olan Mehmed nâm kimesne üzerine bâ-hüccet-i şer‘iye nâzırı olan sahib-i arzuhâl Mir Ali ve vasîyy-i merkūm Mehmed’in emriyle otuz yedi senesinden berü nafaka ve tesviye-i emirlerine kendi mâlından bâ-defter-i müfredât dört bin dokuz yüz yetmiş üç buçuk guruş harc u sarf edip vasîyy-i merkūm Mehmed’in muhâsebesini rü’yet etmek murâd eylediğinde rü’yet-i muhâsebeden imtinâ‘ birle sâlifü’z-zikr meblağı vermeyip gadr-i küllî olduğundan bahisle muhâsebe-i mezkûrun rü’yet ve meblağ-ı mezbûru alıverilmek bâbında sahib-i arzuhâl merkūm Mir Ali dâ‘îleri işbu arzuhâliyle istid‘â eder, fi’l-hakīka sagīrân-ı mezbûrânın nafaka ve tesviye-i emirlerine kendi mâlından harc u sarf edip rücû‘a kıbel-i şer‘den me’zûn olduğu ma‘lûm-ı müsbet? olmağla ancak vasîyy-i merkūm Mehmed ile nâzırı olan sahib-i arzuhâl mezbûr Mir Ali mahâllinde huzûr-ı şer‘-i şerîfde lede’l-muhâsebe alacak hakkı şer‘an tahakkuk ve sâbit olmağla tevkīf eder mevâddan idiği ma‘lûm-ı devletleri buyruldukda mahâllinde terâfu‘ ve şer‘-i şerîfe havâle buyurulmak bâbında emr u fermân hazret-i men-lehu’l-emrindir.

Fî 23 L sene [12]49

Anadolu Sadareti Mahkemesi 1 Numaralı Sicil (H. 1247-1250/ M. 1831-1834)
cilt: 93, sayfa: 164
Hüküm no: 170
Orijinal metin no: [32a-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Ali’nin Adapazarı’nda vefat eden Hasan’ın mirasından dolayı Ayşe Hatun ile muhakeme olunması

Yâ Hakk

Hâlâ erîke-i pîrâ-yı mesned-i vâlâ-yı sadr-ı Anadolu ve sâbıkā reisü’l-etibbâ-yı hazret-i cihân-dârî devletlü inâyetlü merhametlü veliyyü’n-ni‘am-ı âlî-himem Abdülhak Efendi hazretlerinin zamân-ı yümn-iktirânlarında vukū‘-yâfte olan senedât-ı şer‘iyye kuyûdudur.

Gurre-i S sene [1]254

Ma‘rûz,

Sâdır olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen işbu arzuhâl ve derkenâra nazar olundukda Anadolu’da Adapazarı kazâsı mahâllâtından Mehmed Efendi mahallesinde sâkine iken bundan akdem verâseti zevce-i menkûha-i metrûkesi Âişe Hatun ile li-ebeveyn karındaşı oğlu Ali’ye münhasıra olduğu hâlde vefât eden Hasan nâm kimesnenin terekesinden olup mahalle-i mezkûrede kâin mülk menzil ve bahçesini zevcesi mezbûre bi’l-verâse kabz ve vaz‘-ı yed etmiş olduğundan bahisle merkūm Ali mûrisi müteveffâ-yı mezbûrdan yedinde olan fetvâ-yı şerîfe mantûkunca gerek hisse-i irsiyesini ve gerek müteveffâ-yı mezbûr zimmetinde cihet-i karzdan alacağı hakkını mutâlebe ve mahâllinde terâfu‘-i şer‘-i şerîf ve ihkāk-ı hak olunması bâbında fermân-ı âlîşân sudûru niyâzında olduğu arzuhâl-i mezkûr meâlinden müstefâd ve husûs-ı mezkûr irs ve hukūk-ı şer‘iyyeye dâir mevâddan olup tereke-i müteveffâ-yı mezbûra bi’l-verâse vâzı‘atü’l-yed olan zevce-i mezbûre dahi el-yevm kazâ-i mezkûrda sâkine olmağla tarafeyn bi’l-muvâcehe ber-nehc-i şer‘î mahâllinde terâfu‘-i şer‘-i şerîf ve ihkāk-ı [hak] olunması bâbında Adapazarı kazâsı nâibine hitâben bir kıt‘a fermân-ı âlîşân sudûru iktizâ eylediği huzûr-ı âlîlerine i‘lâm olundu. El-emru li-men-lehü’l-emr.

Fi’l-yevmi’s-sâmin aşer min-şehri Rebî‘i’l-evvel li-sene erba‘a ve hamsîn ve mi’eteyn ve elf.

Anadolu Sadâreti Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 1251-1257/ M. 1835-1841)
cilt: 94, sayfa: 78
Hüküm no: 45
Orijinal metin no: [9a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Ebûbekir Beşe b. Sunullah’ın, Adapazarlı Feyzullah b. Mehmed’e borcunu ödemesi gerektiği

Ma‘rûz

Odunkapısı tüccârından Ebûbekir Beşe b. Sunullah meclis-i şer‘-i münîrde Anadolu’da Adapazarı kazâsı ahâlîsinden Feyzullah b. Mehmed mahzarında merkūm Feyzullah ile bundan akdem beynimizde cereyân eden ahz u i‘tânın hesabını târih-i i‘lâm günü sahîhan rü’yet eylediğimizde ba‘de külli’l-hesâb benim merkūm Feyzullah zimmetinde bin iki yüz kırk altı buçuk guruş alacağım zuhûr etmekle meblağ-ı mezkûru mezbûr Feyzullah’dan hâlâ taleb ederim deyü da‘vâ ettikde ol dahi cevâbında müdde‘î-i merzbûrun ber-vech-i muharrer müdde‘âsını ve meblağ-ı mezkûr bin iki yüz kırk altı buçuk guruş el-yevm zimmetinde deyni olduğunu ikrâr u i‘tirâf etmeğin mûcebiyle meblağ-ı merkūm bin iki yüz kırk altı buçuk guruşun müdde‘î-i mezbûra edâsıyla merkūm Feyzullah ilzâm olunduğu İslâmbol Mahkemesi’nden huzûr-ı âlîlerine i‘lâm olundu.

Fî-11 min-Zilka‘de sene [1]216

İstanbul Mahkemesi 78 Numaralı Sicil (H. 1216-1217 / M. 1801-1803)
cilt: 82, sayfa: 159
Hüküm no: 141
Orijinal metin no: [19a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Adapazar’lı Feyzullah b. Mehmed’in, Hüseyin Ağa b. Kasım’a olan borcunu ödemesi gerektiği

Ma‘rûz

Hâssa hasekilerinden Hüseyin Ağa b. Kasım tarafından husûs-ı âti’l-beyânda vekîl olduğu karındaşı el-Hâc Abdülkādir b. el-mezbûr Kasım ve es-Seyyid Osman b. Yusuf şehâdetleriyle sâbit olan Haseki Hasan b. Hüseyin meclis-i şer‘-i münîrde Anadolu’da Adapazarı kazâsı ahâlîsinden Feyzullah b. Mehmed mahzarında müvekkilim mezbûr Hüseyin Ağa kazâ-i mezbûrda işbu yedimde olan dört kıt‘a memhûr deyn temessükü nâtıka olduğu üzere mezbûr Feyzullah’a bin yedi yüz guruş ikrâz ve teslîm ol dahi iktirâz ve kabz eylediğinden sonra meblağ-ı mezkûru mezbûr Feyzullah’ın İslâmbol’da şerîki işbu hâzır bi’l-meclis Ebûbekir Beşe’den almak üzere yedine poliçe temessükü i‘tâ eylediğinden sonra hâzır-ı merkūm poliçeyi kabûl etmeyip ve meblağ-ı mezkûrun altmış guruşunu müvekkilim merkūm kabz etmekle bâkīsi olan bin altı yüz kırk guruşu merkūm Feyzullah’dan bi’l-vekâle taleb ederim deyü da‘vâ ettikde ol dahi cevâbında kaziyye minvâl-i muharrer üzere olduğunu ve meblağ-ı bâkī-i mezkûr bin altı yüz guruş müvekkil-i merkūma el-yevm zimmetinde deyni olduğunu ikrâr u i‘tirâf etmeğin mûcebince meblağ-ı bâkī-i mezkûr bin altı yüz kırk guruşu müvekkil-i merkūm için vekîl-i mezbûra edâ ve teslîme merkūm Feyzullah’a tenbîh olunduğu İslâmbol Mahkemesi’nden huzûr-ı âlîlerine i‘lâm olundu.

Fî-7 min-Zilka‘de sene [1]216

İstanbul Mahkemesi 78 Numaralı Sicil (H. 1216-1217 / M. 1801-1803)
cilt: 82, sayfa: 246
Hüküm no: 264
Orijinal metin no: [36a-4]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Ülke genelinde üretilen ipeğin İstanbul’un ihtiyacı karşılanmadan müste’min tüccarlar başta olmak üzere hiç kimseye satılmaması

Harîr nizâmına dâir ilmühaber.

Bursa ve Kirmasti ve İnegöl ve Yenişehir-i Bursa ve Bilecik ve Söğüd ve Pazarköy ve Gemlik ve Lefke ve İznik ve Bandırma kazâlarıyla Kocaeli ve Hudâvendigâr ve Eskişehir sancaklarında harîr husûle gelen vesâir kazâların kuzât ve nüvvâbına ve zikrolunan sancakların mütesellimleri zîde mecduhüma ve voyvodagân ve a‘yân vesâir zâbitân ve gümrükcüler ve vücûh-ı memleket ve bi’l-cümle iş erleri zîde kadruhuma Âsitâne-i aliyyemde mutavattın ibâdullâhın havâyic-i zarûriyelerinden olan İstanbul şalisi ve gezi ve dimi ve sandal ve kuşak ve pûşî ve emti‘a-i sâire i‘mâline muktezî olan meşdûd tâ‘bir olunur ince harîr ile kazzâz tâifesine mahsûs olan harîrden Dersa‘âdetim’e mikdâr-ı kifâye gönderilmedikce âhara verilmemesi mukaddemâ karâr-gîr olan nizâmından iken geçen sene erbâb-ı ihtikâra ve husûsuyla müste’min tâifesine irâet-i ruhsatla mahâll-i uhrâya külliyetli harîr verilmiş ve ol vechile Dersa‘âdetimde harîre kıllet gelmiş olduğuna mebnî mahsûl-i cedîde değin mevcûd olan harîrin bir dirhemi müste’min tâifesine vesâir tüccâr ve erbâb-ı ihtikâra verilmeyip cümlesinin Dersa‘âdetim’e irsâl olunması ve mahsûl-i cedîdden dahi Bursa ve Dersa‘âdetim’e vesâir Memâlik-i mahrûseye müstevfâ olmadıkça müste’min tâifesine sırren ve alenen harîr bey‘ ve i‘tâ olunmayıp nizâmı üzere Âsitâne-i sa‘âdetime külliyetli harîr irsâline bi’l-ittifâk ziyâde ihtimâm ve dikkat kılınması bâbında şeref-rîz-i sudûr olan emr-i şerîfime münâfî ehl-i İslâm yedleriyle ve âhar gûne hîle ve sanî‘alar ile İzmir tarafına ve Dersa‘âdetim’den gayrı mahallere harîr gitmekde olduğu tahkīk kılınmakdan nâşî fîmâ ba‘d gerek mevcûd olan ve gerek husûle gelen harîrin bir dirhemi İzmir tarafına ve mahâll-i sâireye verilmeyip cümlesinin nizâmı vechile Dersa‘âdetim’e gönderilmesi zımnında siz ki kuzât ve nüvvâb ve mütesellimler vesâir mûmâ-ileyhimsiz size hitâben muahharan ısdâr ve tisyâr kılınan emr-i celîlü’l-kadrim mûcebince amel ve harekete ihtimâm ve dikkat olunmakda ise de bi’l-cümle harîr husûle gelen mahaller ahâlîsinin umûr-ı mühimme ve tekâlif-i sâireyi tediye ve kendilerini idâre eylemeleri harîr mahsûllerinin fürûht olunmasına mevkūf olup mahsûl-i cedîdden mukaddem harîr-i Bursa’dan yüz altmış guruşa fürûht olunmuş ve mahsûl-i cedîd zuhûrundan beri fiyatı yüz nihâyet yüz on guruşa kadar râyic olmuş iken Âsitâne-i aliyyem tarafından müşterileri külliyetli akçe irsâliyle mikdâr-ı kifâye harîri zamânında iştirâ etmediklerinden ve ashâb-ı yedlerinde olan birer mikdârı harîri Dersa‘âdetim’e getirip fürûht eylemeleri düşvâr idiğinden Haleb ve Şam ve mahâll-i sâire tüccârının iştirâlarına ruhsat verilmediği takdîrce Âsitâne harcı olmayan harîr dahi ashâbı yedlerinde kalacağı derkâr ve imrâr-ı vakt ile etrâfında olan harîrin dahi lâyıkıyla Bursa’ya celbi mümkün olamayıp erbâb-ı ihtikâr yedlerine geçerek perâkende olmasına ve ahz u i‘tânın ve umûr-ı mühimme ve mesâlih-i sâirenin ta‘tîline bâ‘is olacağı ve Dersa‘âdetim’den peyderpey külliyetli akçe irsâline ta‘ahhüd olunduğu hâlde vakt-i kalîlde Dersa‘âdetim’e müstevfâ harîr irsâline gayret kılınacağı âşikâr olmakdan nâşî bu vechile Dersa‘âdetim’den külliyetli akçe irsâl olunarak vakt ü zamânıyla müstevfâ harîr gönderilmek üzere ba‘zı Haleb ve Şam ve mahâll-i sâire tüccârının iştirâlarına ve Âsitâne-i aliyyem ve Bursa vesâir Memâlik-i mahrûseme müstevfâ oldukdan sonra müste’min tâifesinin dahi mübâya‘a eylemelerine ruhsat verilmesi husûsu Bursa ve havâlîsi vesâir harîr husûle gelen mahaller ahâlîsinden mazbûtü’l-esâmî kimesneler câniblerinden istirhâm olunduğu Bursa tarafından bu def‘a Dersa‘âdetim’e vârid olan i‘lâmda derc ve iş‘âr olunmuş olup İstanbul’da bir seneye kifâyet edecek harîrin mikdâr ve fiyatı bir karârda giderek bâligan mâ-bâlig [bâligan mâ-belag] bulunup mikdâr-ı fiyatına aslâ halel gelmemek matlûb-ı cihândârânem olup işbu cereyân eden men‘ husûsu bu maksûdun husûlüne ve müstemirren icrâsına münhasır olmağla hâlâ Gümrük emîni iftihârü’l-emâcid el-Hâc İbrahim Sâib dâme mecdühû ile Dersa‘âdet’im ve Bursa mîzan-ı harîr emînleri hâzır oldukları hâlde ve kazzâz ve meşdûdcular ve dolabcı vechile esnâfı ve ba‘zı tüccâr dahi celb ve kat‘-ı fiyat ile vechen mine’l-vücûh fiyatı tezâyüd ve sebeben mine’l-esbâb harîrin mikdârı tenâkus bulmaması esâsına hiçbir vechile halel getirilmeyerek iktizâ-yı hüsn-i nizâmı ne vechile ise bi’l-istihsâl i‘lâm olunmak üzere husûs-ı mezbûr hâlâ İstanbul Kādısı Mevlânâ Mehmed Sâdık zîdet fezâiluhûya lede’l-havâle mevlânâ-yı mûmâ-ileyh dahi gümrük emîni mûmâ-ileyh hâzır olduğu hâlde Kazzâzân kethüdâsı Abdullatîf ve meşdûd tüccârînden Mehmed Emin ve el-Hâc Ahmed ve Hâfız Hüseyin ve el-Hâc Ali Bey ve Sandalcılar kethüdâsı es-Seyyid el-Hâc Hâfız Mehmed Emin ve Yiğitbaşı Molla Mehmed ve Kethüdâ vekîli es-Seyyid Mehmed ve Üsküdar Kethüdâsı vekîli Hâfız Mustafa ve Bezekci esnâfı kethüdâsı Mehmed Râşid ve Dolabcı esnâfı Kethüdâsı el-Hâc Ahmed ve Çulha esnâfı Kethüdâsı es-Seyyid Ali ve esnâf-ı mezkûreden mazbûtü’l-esâmî elli neferden mütecâviz ustaları ve Mîzancı İbrahim ve es-Seyyid Ömer ve Sâdık ile Sabetay ve Mosi ve Markar nâm Yahûdileri meclis-i şer‘a ihzâr ve istintak eyledikde el-yevm sandalcı ve kemhacı harcı olup bir vakıyyeden ibâret olan beher meşdûd-ı Bursa dahi seksen iki buçuk guruşa râyic olup nakliye ve resm-i mîzan ve gümrük mesârifi üç guruş ve iki guruş dahi fiyat zammıyla Dersa‘âdetimde seksen yedi buçuk guruşa râyic olduğunu bürüncükcü ve dolapcı ve kenar ipekcisi ve kazzâz harcı olan harîrin altı yüz on dirhemden ibâret olan [30a] beher tefesi nakliye ve harc-ı mîzan ve mesârif-i sâire ve fâide ilâvesiyle a‘lâsı el-yevm Dersa‘âdetimde yüz sekiz buçuk guruşa ve evsatının beher tefesi doksan beş guruşdan yüz guruşa kadar ve ednâsının beher tefesi doksan iki guruşa ve Gemlik ve Küplü ve Bilecik harîrinin beher tefesi yüz dört buçuk guruşa ve Pazarköy ve Mihaliç ve Edincik harîrinin beher tefesi yüz bir buçuk guruşa ve İznik ve Sakarya ve Lefke harîrinin beher tefesi doksan dokuz buçuk guruşa ve Geyve ve Karamürsel harîrinin beher tefesi doksan yedi buçuk guruşa ve Adapazarı ve Sabanca harîrinin beher tefesi doksan iki buçuk guruşa ve Rumeli câniblerinden Edirne harîrinin beher vakıyyesi altmış üç guruşa ve Tırnovi ve Dimetoka harîrinin beher vakıyyesi altmış bir guruşa ve Filibe harîrinin beher vakıyyesi elli sekiz guruşa ve Dimetoka ve Filibe havâlîsi ve kazanlık ve Yenice ve çırpan harîrinin beher vakıyyesi elli dört guruşa ve Yenişehir-i Fenar kurbünde vâki‘ Zagora ve Berkofça harîrinin beher vakıyyesi elli bir guruşa ve Selanik harîrinin beher vakıyyesi kırk bir guruşa râyic olunduğu ve bir senede behere tefesi altı yüz on dirhem olarak seksen bin tefe harîr Dersa‘âdetimde bürüncükcü ve ve kenar ipekçi ve çulha ve dolapcı ve kazzâz esnâflarına ve altmış bin vakıyye meşdûd dahi sandalcı ve kemhacı esnâflarına kâfî ve vâfî idiğini ihbâr eylediklerinden ve bu sûretde mahsûl-i cedîd zuhûruna değin fiyat-ı mezkûre tezâyüd bulmayarak zikrolunan mahallerde husûle gelmiş olan bi’l-cümle harîr İstanbul tüccârını Müslim ve re‘âyâ ve gerek harîr ashâbından bizzât kendileri getirmek murâd edenler yedleriyle doğru Dersa‘âdetim’e celb ve naklolunup Âsitâne-i aliyyem esnâfı lüzûmu olan mikdârı iştirâ ve istîfâ eylediklerinden sonra mâ‘adâsı yine Âsitâne-i aliyyemde Haleb ve Şam vesâir Memâlik-i mahrûsem tüccârına ve mahâll-i sâireye fürûht olunmak hüsn-i nizâmı mûcib olacağına mebnî ol vechile bi’l-ittifâk karâr verilmiş olduğundan bahisle ol bâbda ifâde-i hâlî müş‘ir emr-i şerîfim ısdâr ve İstanbul gümrüğü emîni mûmâ-ileyhe ve İstanbul Bâb Mahkemesi’ne ilmühaberleri i‘tâsını i‘lâm edip i‘lâmı mûcebince amel ve hareket olunmak fermânım olmağın i‘lâmen ve ifhâmen ve tenbîhen ve tekîden işbu emr-i celîlü’l-kadrim ısdâr ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi bundan sonra dahi taht-ı hükûmetinizde kâin kazâlarda Dersa‘âdetim’den gayrı mahallere ve husûsuyla müste’min tâifesine zinhâr ve zinhâr bir dirhem harîr verilmeyerek ve fiyatı dahi kat‘â tezâyüd bulmayarak Dersa‘âdetimde lüzûmu olan harîri bu tarafda esnâf-ı merkūma tamamen iştirâ ve istîfâ eylediklerinden sonra fazlası dahi yine Dersa‘âdetim’den Şam ve Haleb vesâir Memâlik-i mahrûsem tüccârına ve mahâll-i sâireye fürûht olunmak üzere hâsıl olan bi’l-cümle harîr gerek tüccâr ve gerek ashâbı yedleriyle doğru Dersa‘âdetim’e sevk ve irsâl olunması husûsuna ikdâm ve sa‘y-i mâlâ-kelâm eylemeniz matlûb-ı mülûkânem idiği ve bundan sonra dahi Dersa‘âdetim’e gelmeksizin ve geldikden sonra dahi Âsitâne-i sa‘âdetim esnâfı lüzûmu mikdâr harîri iştirâ ve istîfâ eylemeksizin âhar mahalle harîr satıldığı haber alınır ise cesâret edenlerin icrâ-yı tedîblerine ibtidâr olunacağından gayrı vehâmeti tarafınıza dahi âid ve râci‘ olacağı ve zikrolunan mahallerde başka başka ilmühaberleri verildiği ma‘lûmunuz oldukda ber-minvâl-i muharrer amel ve hareketle elfâz-ı emr ve irâde-i şâhâneme bi’l-ittifâk kemâliyle ikdâm dikkat ve hilâfı vaz‘ ve hareket vukū‘unu tecvîz ile mesûl ve mu‘âteb olmakdan be-gāyet tehâşî ve mübâ‘adet eylemeniz bâbında.

Fî evâsıtı S sene [1]241.

İstanbul Mahkemesi 154 Numaralı Sicil (H. 1237-1246 / M. 1822- 1831)
cilt: 88, sayfa: 195
Hüküm no: 70
Orijinal metin no: [29b-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Akhisar Kazası Sicilleri

Çeşitli yerlerde hırsızlık ve gasp yapan Ramazan ve Nikola ile çetesinin yakalandığı ve suçlarını kabul ettiği

Husûs-ı âti’l-beyânın mahallinde tahrîri iltimâs olunmağla mahmiye-i İstanbul’da Saray-ı cedîd-i sultânî’de vâki‘ bostancılar odası demekle ma‘rûf odaya varılıp zeyl-i kitâbda muharrerü’l-esâmî olan Müslimîn huzûrunda akd-i meclis-i şer‘-i şerîf olundukda hâlâ bostancıbaşı olup sürrâk ve kuttâ‘-ı tarîki ahza memûr olan iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘ü’l-mehâmid ve’l-mekârim el-Hâc Mustafa Ağa meclis-i ma‘kūd-ı mezbûrda Ramazan b. ( ) nâm kimesne ile Çakıroğlu Nikola nâm zimmî muvâcehelerinde takrîr-i kelâm ve ta‘bîr ani’l-merâm edip mezbûrân Ramazan ve Nikol bundan akdem eşkiyâdan birkaç kimesneler ile vilâyet-i Anadolu’da Sapanca kazâsına tâbi‘ Ada nâm karyede vâki‘ Sarmısakçı Bostanı demekle ma‘rûf bostan[da] Sagari nâm bir zimmîyi katl edip malını nehb u gāret ettiklerinden sonra vilâyet-i mezbûrda Akhisar nâm karyede bir kimesnenin dahi evini basıp malını gāret ettiklerinden sonra mahrûse-i Üsküdar hâricinde Miskinlerin tekyesi’ni dahi basıp nice fesâd etmişlerdir, suâl olunup takrîrleri tahrîr olunmak matlûbumdur dedikde gıbbe’s-suâl mezbûrân Ramazan ve Nikola cevâblarında vech-i muharrer üzre gāibûn ani’l-meclis Kordoyo reisimiz olup Yuvan nâm zimmî bir arkadaşımız olup ve Macar Perligar ve Kolaki Yani ve Eflak Vasil ve Eflak Todoş ve Mare v. Perligar ve Karaca ve Palas ve Balaban Bulgar ve Kara Yılan ve İstifan nâm zimmîler ile bir yerde cem‘ olup ellerimizde âlet-i harb olduğu hâlde zikr olunan bostanı basıp Sağari nâm zimmî-i merkūmu merkūm Yavanko katl edip malını ahz u kabz ettikden sonra beynimizde iktisâm ettiğimizde her birimizin hissesine üç bin akçe düşüp ba‘dehû mezbûrûn ile ma‘an Akhisar nâm karyede sâkin Avcıbaşı ve Hasan nâm kimesneler delâletleri ile bir kimesnenin menzilini dahi basıp muharrer olan eşyâsından civan kaşı ta‘bîr olunur bir sîm kemer kuşak ve bir sîm kılıç ve on bin nakid akçe ahz u kabz edip beynimizde iktisâm ettiğimizde her birimizin hissesine beşer yüz ellişer akçe ile beşer kuşak taftası düşmüşdür ve bunlardan gayrı Mustafa ve Şaban ve bundan akdem vefât eden Abdüllatîf ve Kefeli Ali nâm kimesneler ile çizmeci Yani ve Körki zimmî ve mezbûrân Milas ve Balaban ile bir yerde cem‘ olup mahrûse-i Üsküdar hâricinde Miskinlerin tekyesi’ni ellerimizde âlet-i harb olduğu hâlde nehb ü gāret etmek için menzillerini basmış idik deyû her biri ikrâr ve i‘tirâf etmeğin mâ hüve’l-vâki‘ bi’t-taleb ketb olundu. Fi’l-yevmi’s-sâmin ve’l-ışrîn min Şa‘bâni’l-mu‘azzam li sene seb‘a ve seb‘în ve elf.

Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-hâc Abdülvehhâb Efendi b. Abdurrahman, Osman b. Abdülhalim, Ömer Beşe b. Mehmed, Ahmed b. Mustafa, Mustafa b. Süleyman, Ali Efendi b. Mustafa.

Kaynak: Bab Mahkemesi 3 Numaralı Sicil (H. 1077 / M. 1666 – 1667) cilt: 17, sayfa: 552, Hüküm no: 678, Orijinal metin no: [86a-5]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

Karaca Nikola v. Esteban’ın eşkıya çetesinin çavuşlarından olduğu, pek çok yerde çetesiyle hırsızlık yaptığı

Husûs-ı âti’l-beyânın mahallinde tahrîri iltimâs olunmağın mahmiye-i İstanbul’da hadîka-i hâssa hâricinde vâki‘ Yalıköşkü demekle ma‘rûf köşke varılıp zeyl-i rakīmde muharrerü’l-esâmî olan müslimîn ile hâlâ bostancıbaşı olup sürrâk ve kuttâ‘-ı tarîki ahza memûr olan iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘ü’l-mehâsin ve’l-mekârim el-Hâc Mustafa Ağa huzûrunda akd-i meclis-i şer‘-i şerîf olundukda mûmâ-ileyh Mustafa Ağa meclis-i mezbûrda fi’l-asl vilâyet-i Rumeli’nde Zav[l]e nâm karye ahâlîsinden olup bahçıvan tâifesinden olan Karaca Nikola v. Esteban nâm zimmî muvâcehesinde takrîr-i kelâm ve ta‘bîr ani’l-merâm edip mezbûr Karaca Nikola bundan akdem birkaç eşkiyâ ile cem‘ olup ba‘zı kimesnelerin evlerin basıp nice fesâd etmişlerdir suâl olunup takrîrleri tahrîr olunmak matlûbumdur dedikde gıbbe’s-suâl mezbûr Karaca Nikola cevâbında gāibân ani’l-meclis Eflak Balaban ve Bilas nâm zimmîler ve bundan akdem ahz ve katl olunan Mustafa Bey ve yoldaşları ile cem‘ olup mahrûse-i Galata’ya tâbi‘ kasaba-i Beşiktaş’da Paşa mahallesinde vâki‘ bir Yahudi’nin menzilini basıp evine girip ba‘dehû aldığımız eşyâyı beynimizde iktisâm eylediğimizde benim hisseme bir sîm kemer kuşak isâbet edip ve bundan mâ‘adâ mezbûr Mustafa’nın ve şerîkleri ve gāib ani’l-meclis Eflak Ramazan ile mahrûse-i Üsküdar’da Doğancılar meydanı yanında vâki‘ Oturak Ahmed Beşe’nin evini basıp mahall-i mezbûrdan aldığımız eşyâyı beynimizde iktisâm ettiğimizde benim hisseme yirmi beş dirhem gümüş isâbet edip ve bundan mâ‘adâ gāibûn ani’l-meclis Sarı Kurd ve Eflak Ramazan ve Bulgar Manol ve Çavdar ve Pahoşko ve Bulgar Kara Süleyman ve âbireci? ile [bir] yerde cem‘ olup ben çavuşları ve mezbûr âbireci bayrakdarımız olup vilâyet-i Anadolu’da Akhisar kasabasında iki kimesnenin evini basıp ikisinin dahi ben evlerine girip akçeleri nerde olduğunu söyletmek için iki def‘a ben tava kızdırıp bir hâtunun memesi üzerine koyup yakdım ve mahall-i muhrezinden aldığımız eşyâyı iktisâm ettiğimizde benim ve sâirlerinin hisselerine bin akçe isâbet eyledi dedikde mâ vaka‘a. Fî 19 ( ).

Şuhûdü’l-hâl: Es-Sâbikūn.

Kaynak: Bab Mahkemesi 3 Numaralı Sicil (H. 1077 / M. 1666 – 1667) cilt: 17, sayfa: 704, Hüküm no: 910, Orijinal metin no: [108b-1].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

Bolu voyvodası Yusuf Ağa b. Ahmed ile Şahabeddin kazası ahalisinin fazla para tahsilatından dolayı aralarındaki davada sulh oldukları

Husûs-ı âti’l-beyânın mahallinde ketb ü tahrîr iltimâs olunmağın savb-ı şer‘-i kavîmden irsâl olunan başkâtibimiz Mevlânâ Mustafa Efendi b. el-merhûm Yunus Efendi vilâyet-i Anadolu’da vâki‘ Bolu voyvodalığına ber-vech-i mâlikâne mutasarrıf olup Mahmiye-i İstanbul’da Akbıyık Mahallesi’nde müsâfiren sâkin Yusuf Ağa b. Ahmed’in menziline varıp zeyl-i rakīmde mastûrü’l-esâmî Müslimîn mahzarlarında akd-i meclis-i şer‘-i şerîf ettikde Şahabeddin kazâsı ahâlîsinden olup Mahmiye-i mezbûrede müsâfiren sâkin es-Seyyid Derviş Ağa b. Abdullah Ağa [ve] Kādızâde Mehmed Ağa b. Receb Efendi ve Salih Ağa b. Abdüllatif ve kazâ-i mezbûre tâbi‘ Akhisar karyesi ahâlîsinden Hacı Yürüş? b. Şa‘ban ve Hatîb Hasan Efendi b. Mustafa ve İsmail b. Murtaza ve Mustafa b. Mustafa ve Baştimruk karyesinden Mustafa b. Şa‘ban ve Gölceler [Gökçeler] karyesinden Demirci Usta Mehmed b. Ali ve Meydan karyesinden Ali b. el-Hâc Mehmed ve Yörük karyesinden Ömer b. Usta Ömer ve Kozviran karyesinden İbrahim b. İsmail ve Şanlar karyesinden İbrahim b. Hüseyin ve Ulu karyesinden Mehmed b. Asker Ahmed ve Yayalar’dan İbrahim b. Şa‘ban ve Başboyunduruk’dan Topal Osman b. Hasan ve Yörükviran karyesinden ( ) ve Taşdivan karyesinden Mehmed b. Demirci Receb ve mezkûr Şanlar karyesinden Halil b. Mustafa ve Seradere? karyesinden İsmail b. Mustafa nâm kimesnelerden her biri asâleten ve sâir mahsûrü’l-esâmî ve’l-eşhâs kimesneler taraflarından ber-nehc-i şer‘î vekâletleri sâbit olan mezbûrân es-Seyyid Derviş Ağa ve Kādızâde Mehmed Ağa [74b] meclis-i ma‘kūd-ı mezkûrda bâ‘isü hâze’l-kitâb mûmâ-ileyh Yusuf Ağa mahzarında her biri bi’l-asâle ve bi’l-vekâle ikrâr ve takrîr-i kelâm edip mûmâ-ileyh Yusuf Ağa on iki seneden berü voyvodamız olup bâ-fermân-ı âlî üzerimize edâsı lâzım gelen avârız ve bedel-i nüzûl ve sâir tekâlifimizi edâ eylediğemizden sonra sinîn-i mezkûrede on dört bin altı yüz elli guruşumuzu bi-gayr-ı hakkın ahz u kabz etmişidi deyü ber-vech-i muharrer asâleten ve vekâleten üzerine da‘vâya şürû‘ eylediğimizde ol dahi inkâr edip ba‘de vukū‘ı’l-münâza‘a beynimize muslihûn tavassut etmeğin mûmâ-ileyh Yusuf Ağa’yı an-inkâr bizimle üç bin iki yüz guruş üzerine musâlaha eylediklerinde biz dahi sulh-ı mezkûru ba‘de’l-kabûl mûmâ-ileyh Yusuf Ağa yedinde mülkü olup kazâ-i mezkûrda vâki‘ hudûdu ve sınırı beynimizde ma‘lûm Elekçiler ve Gökçeler demekle ma‘rûf iki kıt‘a çiftlik arsalarını yüzer guruşdan iki yüz guruşa ve Kılavuzoğlu çiftliğini iki yüz guruşa ve Yayalar çiftliğini yüz guruşa ve Nebibeyoğlu çiftliği demekle ma‘rûf çiftliği yüz guruşa ve İdrisefendi çiftliğini elli guruşa cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ile bize bey‘ ve temlîk ve her birini mahallinde kabz ve tesellüme taslît ve semenleri olan bin üç yüz guruşu bedel-i sulh-ı mezkûrun ol mikdârına takās ve mahsûb eylediğinde biz dahi ber-vech-i meşrûh iştirâ ve temellük ve mukāssa ve kabûl edip mâ‘adâ bin sekiz yüz elli guruşu yedinden tamamen ahz u kabz eylediğimizden sonra biz husûs-ı mezkûra ve târih-i kitâba gelince sâir beynimizde cereyân eden ahz u i‘tâya müte‘allika âmme-i de‘âvî ve mütâlebât ve muhâsamatdan, mûmâ-ileyh Yusuf Ağa ve zikrolunan mâlikânede şerîki İbrahim Paşa ve oğlu Ahmed Bey her birini asâleten ve vekâleten ibrâ-i âmm-ı râfi‘u’l-hısâm ile ibrâ ve iskāt eylediğimizde ol dahi bedel-i sulh olan mârru’z-zikr çiftlikler ile meblağ-ı mezkûra müteallika âmme-i de‘âvî ve mütâlebât ve muhâsamâtdan bizi ve müvekkilûn-ı mezbûrûnu ibrâ-i âm ile ibrâ ve iskāt eyledi dediklerinde gıbbe’t-tasdîkı’ş-şer‘î mûmâ-ileyh Yusuf Ağa zikrolunan çiftliklere fîmâ-ba‘d kimesne zuhûr edip bi’l-istihkāk taleb ve da‘vâ ahz u kabz ederse semenlerine ben zâmin ve kefîlim dediğini mevlânâ-yı mezbûr mahallinde tahrîr ba‘dehû ma‘an ba‘s olunan Çukadâr el-Hâc Ali [b.] Abdullah ve Muhzır İbrahim ile meclis-i şer‘a gelip her biri alâ-vukū‘ihî inhâ ve takrîr etmeğin mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.

Fi’l-yevmi’l-ışrîn min-Recebi’l-ferd li-sene selâse ve erba‘în ve mi’e ve elf.

Şuhûdü’l-hâl: El-Hâc Ali b. Abdullah, fahrü’l-müderrisîni’l-kirâm Abdullah Efendi b. Hacı Mehmed, es-Seyyid Ahmed Ağa b. Osman, kethüdâ yeri Mustafa b. Halil, İbrahim b. Mustafa, Ali Beşe b. Şa‘ban, Ali Efendi imâm-ı mescid-i Kâtib Sinan, Osman b. Mehmed, Süleyman Çavuş b. Ca‘fer Ağa, Mehmed Çavuş b. Halil, el-Hâc Mustafa b. Ahmed, Abdünnebi b. Nuh.

Kaynak: Bab Mahkemesi 150 Numaralı Sicil (H. 1143-1144 / M. 1730-1732) cilt: 65, sayfa: 334, Hüküm no: 332, Orijinal metin no: [74a-2].
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

Muhallefâtından yüz bin akçesi Beytülmâlce zapt edilen Ali b. Pîr Ahmed’in mirasçılarının hak iddiasının kabul edildiği

Udûlden Emrullah b. el-Hâc Mürsel ve Hamza b. Hüseyin nâm kimesneler Dîvân’da ikisi huzûrunda, Akhisar kasabası sükkânından Hüseyin b. Pîr Ahmed’den kendi nefsinden asâleten, mezbûr Pîr Ahmed’in Emir, Abdullah, Ömer Pîr Ahmed, Hânîşâh ve Kamerşâh nâm evlâdı kıbelinden da‘vâ ve kabza vekâleten ve Nurullah b. Pîr Ahmed nâm sagīre kıbel-i şerden mansûb vasî olarak vesâyeten sâdır olan da‘vâda ve Halise Beşe bt. Emirza, Ayşe bt. Pîr Ahmed kıbelinden da‘vâ ve kabza vekâleti sâbit olan Fazlullah b. Hızır’dan sâdır olan da‘vâda ve Sitti bt. Abdullah kıbelinden da‘vâ ve kabza vekâleti sâbit olan İsmail b. Ali’den sâdır olan da‘vâ-yı sahîha-i şer‘iyyede, gıbbe’l-istişhâd şöyle şehâdet ettiler ki, müdde‘î-i mezbûr Hüseyin ve sagīr-i mezbûr ve müvekkilîn-i mezbûrîn, mahmiye-i Kostantıniyye mahallâtından Hüseyin Ağa mahallesinde bundan akdem vefât eden ve muhallefâtından zeyilde mezkûr senenin Muharrem ayının yirmi sekizinci günü mahalle-i mezbûredeki Beytülmâl emîni Ahmed yediyle yüz bin yüz yirmi beş akçesi zapt edilip Hazine-i âmire’ye aktarılan Ali b. Pîr Ahmed’in vârisleridir. Zira, müdde‘î-i mezbûr Hüseyin ve Emir, Abdullah ve Ömer nâm müvekkilleri ve sagīr-i mezbûr müteveffâ-yı mezbûrun ana-baba bir kardeşidirler. Kamerşâh ve Hânîşâh nâm müvekkilleri ise ana-baba bir kız kardeştir. Mezbûre Halise ise müteveffâ-yı mezbûrun annesidir. Müvekkile Ayşe Hâtun ana-baba bir kardeştir. Müvekkile Sitti bt. Abdullah ise müteveffâ-yı mezbûr öldüğünde taht-ı nikâhında bulunan zevcesidir. Müteveffâ-yı mezbûrun verâseti münhasıran bu kimesnelere âiddir. Onlardan başka vârisi ma‘lûmumuz değildir. Müdde‘î-i mezbûrun, günün kazâ-i mezbûre kadısı Mevlânâ Mehmed b. el-Hâc Ali’den vârid olan mazmûnu bimâ hüve tarîki’s-sübût şer‘an sâbit ve muhtevâsı kaziyye-i mahkiyeyi nâtık hücceti ibrâz etmesinin ve şâhidlerin şehâdetlerinin ba‘de’t-ta‘dîli’ş-şer‘î ve’t-tezkiyeti’ş-şer‘iyye inde’ş-şer‘ mu‘teber ve makbûl olmasının ardından mûcebince hükmedildi.

Cerâ zâlike ve hurrire fî evâhiri Rebî‘ilevvel sene seb‘în ve tis‘a mie.

Şuhûdü’l-hâl: Ahmed b. Ali et-tâcir ve Hasan b. Ali et-tâcir

Kaynak: Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 – 971 / M. 1563) cilt: 11, sayfa: 61, Hüküm no: 17, Orijinal metin no: [4a-1, Arapça].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız.

Fâtıma bt. Hasan ve Sefer ve Cafer ibney Davud’un, Mehmed b. Satılmış’ın vârisleri olduğu

Ali b. Memi, Mustafa b. Seydi Ahmed ve Mevlânâ Mahmud b. Nasûh nâm kimesneler, Dârü’s-saltanat-i Kostantıniyye-i mahmiyede vâki‘ Bîmâristân-ı cedîd-i Hâkānî’de vekîl-i harc olan Mustafa b. Musa mahzarında, Fâtıma bt. Hasan kıbelinden da‘vâ ve kabza vekâleti ile Sefer ve Cafer ibney Davud nâm sagīreyne kıbel-i şer‘den vesâyeti bimâ hüve tarîki’s-sübût şer‘an sâbit olan Akhisar kazâsı tevâbi‘inden Hânî Hızır karyesi sâkinlerinden Davud b. Memi’den vekâleten ve vesâyeten sâdır olan da‘vâda gıbbe’l-istişhâd şöyle şehâdet ettiler ki, müvekkile-i mezbûre ve sagīreyn-i mezbûreyn, karye-i mezbûreden olan ve Bîmâristân-ı mezbûrda vefât eden ve muhallefâtından iki yüz doksan iki akçesi vekîl-i harc-ı mezbûr yediyle zapt edilen Mehmed b. Satılmış’ın vârisleridir. Zira müvekkile-i mezbûre, müteveffâ-yı mezbûrun annesidir; sagīreyn-i mezbûreyn ise müteveffâ-yı merkūmun ana bir kardeşleridir. Verâseti onlara münhasırdır. Onlardan başka vârisi ma‘lûmumuz değildir. Şehâdetleri ba‘de’t-ta‘dîli’ş-şer‘î ve’t-tezkiyeti’ş-şer‘iyye inde’ş-şer‘ makbûl ve mu‘teber olmağın mûcebince hükmedildi. Sonra müdde‘î-i mezbûr, cemî‘ meblağ-ı mezbûru vekîl-i harc-ı mezbûrdan bi’t-tamâm ahz u kabz ettiğini ikrâr etti.

Şuhûdü’l-hâl: Ahmed b. Süleyman, Mehmed b. Süleyman, Nasûh Bey b. Abdullah

Kaynak: Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 – 971 / M. 1563) cilt: 11, sayfa: 235, Hüküm no: 353, Orijinal metin no: [64a-2, Arapça].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız.

Üsküdar’da yakalanan Hırvat asıllı kaçak kölenin sahibine teslim edildiği.

Sebeb-i tahrîr-i kitâb budur ki Davud nâm kimesne bir orta boylu açık kaşlı koyun gözlü buğday enli? başına keçe takke ve eğnine ağrız giyer Hırva[di]yyü’l-asl abd-i âbıkı sene ihdâ işrîn ve tis‘a mi’e Recebi’nin on altıncı gününde tutup Üsküdar âmili Mehmed’e teslîm olundukda yevmî nafakası ve hıfzı için ikişer akçe takdîr olunup deftere sebt olundu. Tahrîren fî evâsıtı Receb sene 921. Mezkûr-ı mevsûf abd-i âbıkın sâhibi Akhisar kadılığında Akhisar içinde Ahmed b. Yusuf’un imiş teslîm olundukda deftere sebt olundu. Tahrîren fî evâhiri Receb sene 921.

Kaynak: Üsküdar Mahkemesi 1 Numaralı Sicil (H.919-927 / M. 1513-1521) cilt: 1, sayfa: 203, Hüküm no: 275, Orijinal metin no: [51a-1].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

Üsküdar’da yakalanan Hırvat asıllı kaçak kölenin sahibine teslim edildiği.

Sebeb-i tahrîr-i kitâb budur ki Davud nâm kimesne bir uzun boylu çatık kaşlı ela gözlü kösece sarışın başına bir yanı âsumânî bir yanı kızıl şeb külâh ve eğnine ağrız giyer Hırva[di]yyü’l-asl abd-i âbıkı sene ihdâ işrîn ve tis‘a mi’e Recebi’nin on altıncı gününde tutup Üsküdar âmili Mehmed’e teslîm olundukda yevmî nafakası ve hıfzı için ikişer akçe takdîr olunup deftere sebt olundu. Tahrîren fî evâsıtı Recebi’l-mürecceb sene ihdâ işrîn ve tis‘a mi’e Mezkûr-ı mevsûf abd-i âbıkın sâhibi Akhisar kadılığında Kara Pınar nâm karyeden Üveys b. Ali’nin imiş teslîm olundukda deftere sebt olundu. Tahrîren fî evâhiri Receb sene 921.

Kaynak: Üsküdar Mahkemesi 1 Numaralı Sicil (H.919-927 / M. 1513-1521) cilt: 1, sayfa: 203, Hüküm no: 276, Orijinal metin no: [51a-2].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

Üsküdar’da yakalanan Rus asıllı kaçak kölenin sahibine teslim edildiği.

Sebeb-i tahrîr-i kitâb budur ki Davud nâm kimesne bir kısa boylu açık kaşlı gök gözlü sarışın başında yara yerleri var başına keçe takke ve eğnine ağrız giyer Rûsiyyü’l-asl abd-i âbıkı sene ihdâ işrîn ve tis‘a mi’e Recebi’nin on altıncı gününde tutup Üsküdar âmili Mehmed’e teslîm olundukda yevmî nafakası ve hıfzı için ikişer akçe takdîr olunup deftere sebt olundu. Tahrîren fî evâsıtı Receb sene 921. Mezkûr-ı mevsûf abd-i âbıkın sâhibi Akhisar kadılığında Kara Pınar nâm karyede Üveys b. Ali’nin imiş teslîm olundukda deftere sebt olundu. Tahrîren fî evâhiri Receb sene 921.

Kaynak: Üsküdar Mahkemesi 1 Numaralı Sicil (H.919-927 / M. 1513-1521) cilt: 1, sayfa: 204, Hüküm no: 277, Orijinal metin no: [51a-3].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız.

Rus asıllı kaçak kölenin sahibine teslim edildiği

Sebeb-i tahrîr-i sicil budur ki Halil b. ( ) meclis-i şer‘a gelip bilesine orta boylu, çatık kaşlı, sarışın, kösecü’l-lihye, başına ak arakiyye ve eğnine gök kaftan yelek ve yeni aba ve ak gömlek ve kızıl kuşak ve edük ve kurd ağzı papuç giyer Rusiyyü’l-asl abd-і âbıkı tutup meclis-і şer‘a getirip Üsküdar emîni Mustafa’nın âdemisi Ali’ye teslîm olunup mezkûr mevsûf abd-і âbıkın hıfz ve nafakası için yevmî ikişer akçe takdîr olunup tescîl olundu. Tahrîren fî evâhiri Rebi‘ilâhir li sene isnâ ve erba‘în ve tis‘a mi’e.

Şuhûdü’l-hâl: Hamza b. Veli ve Amuca b. Hüseyin ve Ahmed b. Ali ve Mustafa b. Mahmud ve gayruhüm. Mezkûr mevsûf abdin sâhibi Akhisar kazâsında Karye-i Örenli’de Veli b. Müslim’in idiği ve oğlu Emirze vekîli idiği Musa b. Evliyâ ve Yusuf b. Ayd[ın]’ın şehâdetleri ile sâbit olup teslîm olunup tescîl olundu. Tahrîren fî evâilі Cemâziyelevvel fî sene 942.

Şuhûdü’l-hâl: Ali b. Mustafa ve Ali b. Hasan ve Ahmed [b.] Örtegi? Durbâli.

Kaynak: Üsküdar Mahkemesi 9 Numaralı Sicil (H. 940-942 / M. 1534-1536) cilt: 4, sayfa: 332, Hüküm no: 834, Orijinal metin no: [102a-1].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

Hüseyin b. Nasûh’un Katırcı Nasûh b. Mehmed’e borcu olduğu

Akhisar kazası Eğriçay karyesinden Hüseyin b. Nasûh, üzerinde ve zimmetinde Katırcı Nasûh b. Mehmed’e râyic fi’l-vakt otuz sekiz altın lâzımü’l-edâ ve vâcibü’l-kazâ borcu olduğunu ikrâr etti. Alacaklı, mukırr-ı mezbûru vicâhen tasdîk etti. Vaka‘a’t-tahrîr fî evâili Cemâziyelevvel sene 958.

Şuhûdü’l-hâl: el-Hâc Mustafa b. Hamza, Mehmed b. Papuççu Hüseyin, Cafer b. Ramazan, Ramazan b. Hüseyin ve gayruhüm

Kaynak: Üsküdar Mahkemesi 17 Numaralı Sicil (H.956-963/ M.1549-1556) cilt: 6, sayfa: 273, Hüküm no: 666, Orijinal metin no: [66a-4, Arapça].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

İki Rus asıllı kaçak kölenin sahiplerine teslim edildiği

Sebeb-i tahrîr-i sicil budur ki İstavros câbisi olan Mustafa b. Sinan meclis-i şer‘a bir uzun boylu, kumral sakallı, açık kaşlı, koyun gözlü, başında kürk takye, arkasında ak naçara yelek, ak pamuk gömlek, eski don, ayağında ilikli papuç giyer Rusiyyü’l-asl Şîrmerd nâm abd-i âbıkı İstavros’da İstemad nâm zimmî ve Mehmed nâm Yeniçeri oğlanı tutup ve birisi dahi alçak boylu, sarı sakallı, gök gözlü, başında kara külâh giyer arkasında kır eski aba, ayağında kara iç edük ve papuç giyer belinde alaca kuşak kuşanır Rusiyyü’l-asl İlyas nâm âbıkları mahall-i mezbûrda tutup getirip câbi-i mezbûra teslîm eyledikden sonra mezkûr câbi dahi mezbûrân abd-i âbıkları meclis-i şer‘a getirip nafakalar ve hıfzları için yevmî ikişer akçe takdîr olunup tescîl olundu. [Tahrîren] fî 10 Rebi‘ilevvel sene isnâ ve erba‘în ve tis‘a mi’e.

Şuhûdü’l-hâl: Mevlânâ Ramazan b. Ahmed ve kâtibü’l-hurûf ve gayruhüm. Kazâ-і Akhisar’da karye-і Melikşeh’den bir[i] Ahmed b. Halil’in diğeri Halil b. Mahmud’un imiş kul ikrâr ve Efendi ve Habîb b. İshak şehâdetleri ile sâbit olup teslîm olundu. Tahrîren fî yevmі Perşembe.

Şuhûdü’l-hâl: Mehmed b. Ahmed ve Mustafa b. Mehmed.

Kaynak: Üsküdar Mahkemesi 9 Numaralı Sicil (H. 940-942 / M. 1534-1536) cilt: 4, sayfa: 297, Hüküm no: 727, Orijinal metin no: [87b-3].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

Rus asıllı kaçak kölenin sahibine teslim edildiği

I am text block. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Sebeb-i tahrîr-i sicil budur ki Kristodori nâm zimmî bir orta boylu, açık kaşlı sarışın, kösec, başına ak imâme ve eğnine asel çuka ve gök çuka yelek ve ağrız şalvar ve [a]yağına çizme ve gök bez kuşak Rusiyyü’l-asl İlyas nâm abd tutup İstavros câbisi olan Mustafa’ya teslîm edip yevmî nafakası ve hıfzı için ikişer akçe takdîr edip defter olundu. Tahrîren fî yevmi Cum‘a fî şehri Rebi‘ilevvel fî sene 942.

Şuhûdü’l-hâl: ( ). Mezkûr mevsûf abdin sâhib[i] kazâ-і Akhisar’dan Elperek nâm karyeden Mevlânâ Hayreddin’in imiş sâbıkan kazâ-i Bilecik’ten ma‘zûl imiş kul ikrârı ile teslîm olundu. Fî yevm 7 Perşembe.

Şuhûdü’l-hâl: Ali b. Veli ve Memi b. İskender ve Yunus b. Abdullah ve Mütevellî Ali b. Abdullah ve Nâzır Sinan b. Abdullah.

Kaynak: Üsküdar Mahkemesi 9 Numaralı Sicil (H. 940-942 / M. 1534-1536), cilt: 4, sayfa: 312, Hüküm no: 767, Orijinal metin no: [94a-2].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız. 

Bakkal Hüseyin b. Nasûh’un Hacı İlyas’a kiraladığı atları talep ettiği

Vech-i tahrîr-i hurûf oldur ki Kazâ-i Akhisâr’dan Bakkal Hüseyin b. Nasûh meclis-i şer‘a Arpacı Hacı İlyas b. Bahşi[’yi] ihzâr edip üzerine takrîr-i da‘vâ kılıp ben mahrûse-i Şam’dan, hacılar kirâ ile tutup iki katır ve bir bârgîri verip fahru’l-emâcid ve’l-ekârim Mehmed Paşa bey‘ edegelip, İnönü’de oturak etti, biz anda kaldık, Ebri Sofi ile ileri gönderdik idi, hâliyâ taleb ederim dedikde mezbûr Hacı’dan su’âl olundukda inkâr ile cevâb vericek udûl-i müslimînden Hızır b. Ahmed ve Kara Mehmed b. Pîrî nâm kimesneler dediler iki [re]’s katır ve bârgîr işbu müşârün-ileyh Hüseyin’in mülküdür, Mehmed Paşa oturak olmak ile ileri gönderdi, el-ân mülküdür deyû şehâdet ettiklerinde şâhidân şehâdetleri hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bi’t-taleb kayd-ı sicil olundu. Vaka‘a’t-tahrîr fî evâhiri Rebi‘ilâhir sene 958.

Şuhûdü’l-hâl: Nasûh b. Mehmed, Ramazan b. Hüseyin, Cafer b. Ramazan, Mevlânâ Nebi b. Seydi Ali ve gayruhüm

Kaynak: Üsküdar Mahkemesi 17 Numaralı Sicil (H.956-963/ M.1549-1556), cilt: 6, sayfa: 273, Hüküm no: 668, Orijinal metin no: [66b-1].
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.

Belgenin orijinali için tıklayınız.