Mani, halk edebiyatımızın en küçük nazım şekli ve aynı zamanda en büyük yapı taşlarından biridir. Mani türü çok geniş bir coğrafyada kullanılan ve bilinen halk edebiyatı ürünüdür. Halkımızın yaygın olarak söylediği, az sözle çok anlamın ifade edildiği manilerin kaynağında aşk, elem, ızdırap bulunmaktadır. Özellikle bayramlarda, düğünlerde, hıdrellez eğlencelerinde, kadınların bir araya geldiği toplantılarda, asker eğlentileri ve gurbete uğurlama gibi cemiyetlerde maniler söylenmektedir. Manilerde söylenmek istenenler samimi ve özentisiz bir biçimde ifade edilmektedir. Edebiyatımızda bulunan binlerce mani içinde türlü sosyal olaylar bireylerin türlü ruhsal durumlarının yankıları kaynaşır durur. Buradaki açıklamamıza istinaden aşağıda okuyacağınız manilerin de Sakarya toplumunu ve kültürünü yansıttığını söyleyebiliriz. Bu maniler yöre özelliklerini, yörenin konuşma dilini ve o yörenin insanını yansıtmaktadır. Bu yörede söylenen maniler genellikle anonimdir (Eroğlu, Türker (2003), Sakarya Halk Kültürü :Derleme Çalışması, Sakarya: Sakarya Valiliği Yayınları, s.243- 250, http://www.guzelsanatlar.gov.tr/TR,3703/mani.html).

1. Sapanca'ya Bağlı Mahmudiye Köyü'nde söylenen manilerden bazı şunlardır;

Saçındaki tokalar
Helal edin halalar
Bu hafta gidiyorum
Size kalsın buralar

56_sapanca_şehir
Sapanca (1968) / Eski İskeleler / Fotoğraflayan : Hüsnü GÜRSEL

Köşede oturursun
Rüzgâr eser kurursun
Böyle laflar söyleme
Sonra pişman olursun.

Ayağımda terliğim
Suya bandıracağım
Darıttım nazlı yâri
Nasıl kandıracağım?

Kolundaki saati
Ver kurayım kurayım
Haftalar yedi gündür
Sensiz nasıl durayım?

Giydim pabuçlarımı
Kaleden iniyorum
Baba vatanlarımı
Terk edip gidiyorum

Saçlarım örülmüştür
Bülbül ile gülmüştür
Uzak köyün içinde
Sözümüz verilmiştir

Söylerim yana yana
Ciğer döndü bir yana
Yar söyle dertlerini
Derman olayım sana

Söylerim yana yana
Söyle derdini bana
Ciğerimin köşesi
Dön o yana, bu yana

Raftan aldım makara
Kapkaradır kapkara
İki mani söyledim
Ettim seni maskara

Elimdeki yüzüğün
İki sarı taşı var
Yârim esmerdir ama
Sevilecek başı var.

Ben ağzımı açamam
Otuz iki dişim var
Şehire gideceğim
Köylerde ne işim var

Denize dalayım mı?
Bir balık alayım mı?
Kör olacağın kızı
Daha yalvarayım mı?

16_sapanca_şehir
Sapanca Gölü / Fotoğraflayan : Hüsnü GÜRSEL

Keklik bana ot getir
Yârimden mektup getir
Eğer yârim gelmezse
Yakasından tut getir

2.Ferizli İlçesi Değirmencik Köyü'nde söylenen manilerden bazı şunlardır;

Karşıdan gelenlere
Göz koydum fenerlere
Annem beni verecek
Askerden gelenlere

Mezarlıktan geçerken
Mezarlık taşlarını
Koyun mu sandın yârim?
Benimle dalga geçmeyi
Oyun mu sandın yârim?

Karşıdan gelen hoca
Elinde sarı bohça
Bizi küçük sanmayın
Bizde isteriz koca

Armudu taşlayalım
Dibini kışlayalım
Müsaade ederseniz
Maniye başlayalım.

Mezarlıktan geçerken
Mezarlık taşlarını
Koyun mu sandın yârim?
Benimle dalga geçmeyi
Oyun mu sandın yârim?

Karşıdan baktıracam
Tabanca attıracam
Keratanın oğluna
Eşeği tattıracam

Armudu taşlayalım
Dibini kışlayalım
Müsaade ederseniz
Maniye başlayalım.

Giden eşekli oğlan
Beli fişekli oğlan
İşaretten anlamaz
Koca kafalı oğlan

Karşıdan baktıracam
Tabanca attıracam
Keratanın oğluna
Eşeği tattıracam

Besmeleyle çıktım yola
Selam verdim sağa sola
A benim Ahmet efendim
Ramazan-ı Şerif’in mübarek ola.

Ne uyursun ne uyursun
Bu uykuda ne bulursun
Al abdesti kıl namazı
Cennet-i Ala’yı bulursun.

66_ferizli_şehir
Ferizli Seyifler Kalesi, Fotoğraflayan: Hüsnü GÜRSEL

3. Söğütlü İlçesi Fındıklı Köyü'nde söylenen maniler;

Sakarya’nın akımı
Mavi oda takımı
Mavi kazaklı oğlan
Aldı benim aklımı

5_söğütlü_spor
Söğütlü Tarım Hayvancılık ve Süt Festivali / Fotoğraflayan: Hüsnü GÜRSEL

Hişt bakar mısın?
Sigaramı yakar mısın?
Evli misin, bekâr mısın?
Benimle çıkar mısın?

Armudu dişledim
Sapını gümüşledim
Ben yârimin adını
Gömleğime işledim

Maninin başı mısın?
Cebrail taşı mısın?
Bir mani yazıp göndersem?
Cebinde taşır mısın?

4. Akyazı İlçesi Dedeler Köyü'nde söylenen maniler;

Işıldamaz,
Işıldamaz, parlamaz
Ver anne sevdiğime,
Kendi düşen ağlamaz.

Gide gide yoruldum,
Bir taş buldum oturdum,
Hayırsızın oğluna,
Bir bakışta vuruldum.

Suda balık yan yüzer,
Annem kendini üzer,
Üzme annem kendini,
Damadın benden güzel

Denizin kenarında
Kalaydım kazanı,
Yârim senin yüzünden
Yedim otuz Ramazanı.

Parmağımda yüzüğüm
Boncuk diyorlar boncuk,
Askere gitmeyene
Çocuk diyorlar çocuk.

Parmağımda yüzüğüm
Taşlı diyorlar taşlı,
Askerden gelene
Yaşlı diyorlar yaşlı

Elma elmalıktayım,
Elma toplamaktayım.
Yârim senin aşkına,
Her gün ağlamaktayım.

Buraların söğüdü,
Kimden aldın öğüdü,
Ben sana yar diyeli,
Senin burnun büyüdü.

Kara kara kazanlar,
Kara yazı yazanlar,
Cennet yüzü görmesin,
Aramızı bozanlar.

Taksi geldi düt geldi,
Annem bana bak dedi,
Baktım dünürcü gelmiş,
Babam daha küçük dedi.

Merdivenden inerken,
Terliklerimi giyerken,
Söyleyin annem ağlamasın,
Ben taksiye binerken.

Merdivenim kırk ayak,
Kırkına vurdum dayak,
Benden başkasını seversen,
Kalkılmaz yataklara yat.

Ev üstüne ev yaptım
Çıktım üstüne baktım
Yârim gelecek diye
Çifte lambalar yaktım

Masa üstünde pekmez
O pekmez bana yetmez
Sakarya’nın kızları
Başlıksız gelin gitmez

Bugün hava yaz yârim
Mintanı beyaz yârim
Bisikletin üstünde
Bana mektup yaz yârim

Ben geçerim kenardan,
Yol senin olsun.
Zehiri ben içeyim,
Su senin olsun.

Duydum ki sözlenmişsin,
Tebrikler olsun.
Ben de sözleniyorum,
Haberin olsun.

Ayvalar olmasaydı,
Çiçeği solmasaydı,
Ölüm Allah’ın emri,
Ayrılık olmasaydı.

Masa üstünde sucuk,
Kilosu iki buçuk,
Ver anne sevdiğime;
Beyaz gömlekli çocuk

Masa üstünde bardak,
Bu bardak bizim bardak,
Şu Dedeler ’in kızları,
Hem dondurma, hem kaymak

Adapazarı yolları,
Yıkılıp bozuluyor,
Gönder yârim resmini,
Çok canım sıkılıyor.

Eşarbımı yıkadım,
Yıkadım, karışmıyor.
Yârimin bende resmi var,
Gülüyor, konuşmuyor

Şu Geyve iki çatal,

Ortasında çay akar,

Şu Geyve’nin kızları,

Baygın bakar can yakar

Tren yolunda çiçek,
Trenler geçmeyecek,
Benim sevdiğim oğlan,
Sigara içmeyecek

Şu Geyve’nin içinde,
Uçan kuşu vururum.
Ver anne sevdiğime,
Ben aç, susuz dururum

Ada yolları taşlı,
Geliyor sarı saçlı,
Ne oldu sana yârim
Neden gözlerim yaşlı

Ayağına potin giy
Bakalım dar mıdır?
Seni bana verdiler?
Acep aslı var mıdır?

Avlu dibinde keser
Bizim köye yel eser
Bizim köyün kızları
Hem esmerdir hem güzel

Alandüzün yolları
Tahtadan tahtaya mı?
Yar bizim buluşmamız
Haftadan haftaya mı?

Mektup yazarsan yârim
Koy kibrit kutusuna
Bizim oradan geçerken
At evin arkasına

Potin bağım çözüldü
Bağla hey anam bağla
Yarın öğleden sonra
Otur da beni ağla

Ayağımda yemeni
Altı yok üstü yeni
Babam köye kız vermez
Yeminlidir yeminli

Bugün hava yaz yârim
Mintanı beyaz yârim
Bisikletin üstünde
Bana mektup yaz yârim

Ev üstüne ev yaptım
Çıktım üstüne baktım
Yârim gelecek diye
Çifte lambalar yaktım

Masa üstünde pekmez
O pekmez bana yetmez
Sakarya’nın kızları
Başlıksız gelin gitmez

Bugün hava yaz yârim
Mintanı beyaz yârim
Bisikletin üstünde
Bana mektup yaz yârim

Kaynakça

Eroğlu, Türker (2003), Sakarya Halk Kültürü (Derleme Çalışması), Sakarya: Sakarya Valiliği Yayınları, s.243- 250.