Mani, halk edebiyatımızın en küçük nazım şekli ve aynı zamanda en büyük yapı taşlarından biridir. Mani türü çok geniş bir coğrafyada kullanılan ve bilinen halk edebiyatı ürünüdür. Halkımızın yaygın olarak söylediği, az sözle çok anlamın ifade edildiği manilerin kaynağında aşk, elem, ızdırap bulunmaktadır. Özellikle bayramlarda, düğünlerde, hıdrellez eğlencelerinde, kadınların bir araya geldiği toplantılarda, asker eğlentileri ve gurbete uğurlama gibi cemiyetlerde maniler söylenmektedir. Manilerde söylenmek istenenler samimi ve özentisiz bir biçimde ifade edilmektedir. Edebiyatımızda bulunan binlerce mani içinde türlü sosyal olaylar bireylerin türlü ruhsal durumlarının yankıları kaynaşır durur. Buradaki açıklamamıza istinaden aşağıda okuyacağınız manilerin de Sakarya toplumunu ve kültürünü yansıttığını söyleyebiliriz. Bu maniler yöre özelliklerini, yörenin konuşma dilini ve o yörenin insanını yansıtmaktadır. Bu yörede söylenen maniler genellikle anonimdir

Eroğlu, Türker (2003), Sakarya Halk Kültürü :Derleme Çalışması, Sakarya: Sakarya Valiliği Yayınları.

Aktaş, Ali (2008), Kültürel Renkleriyle Sakarya, Sakarya: Adapazarı Merkez Belediyesi Kültür Yayınları.

1. Sapanca'ya Bağlı Mahmudiye Köyü'nde söylenen manilerden bazı şunlardır;

Saçındaki tokalar
Helal edin halalar
Bu hafta gidiyorum
Size kalsın buralar

56_sapanca_şehir
Sapanca (1968) / Eski İskeleler / Fotoğraflayan : Hüsnü GÜRSEL

Köşede oturursun
Rüzgâr eser kurursun
Böyle laflar söyleme
Sonra pişman olursun.

Ayağımda terliğim
Suya bandıracağım
Darıttım nazlı yâri
Nasıl kandıracağım?

Kolundaki saati
Ver kurayım kurayım
Haftalar yedi gündür
Sensiz nasıl durayım?

Giydim pabuçlarımı
Kaleden iniyorum
Baba vatanlarımı
Terk edip gidiyorum

Saçlarım örülmüştür
Bülbül ile gülmüştür
Uzak köyün içinde
Sözümüz verilmiştir

Söylerim yana yana
Ciğer döndü bir yana
Yar söyle dertlerini
Derman olayım sana

Söylerim yana yana
Söyle derdini bana
Ciğerimin köşesi
Dön o yana, bu yana

Raftan aldım makara
Kapkaradır kapkara
İki mani söyledim
Ettim seni maskara

Elimdeki yüzüğün
İki sarı taşı var
Yârim esmerdir ama
Sevilecek başı var.

Ben ağzımı açamam
Otuz iki dişim var
Şehire gideceğim
Köylerde ne işim var

Denize dalayım mı?
Bir balık alayım mı?
Kör olacağın kızı
Daha yalvarayım mı?

16_sapanca_şehir
Sapanca Gölü / Fotoğraflayan : Hüsnü GÜRSEL

Keklik bana ot getir
Yârimden mektup getir
Eğer yârim gelmezse
Yakasından tut getir

2.Ferizli İlçesi Değirmencik Köyü'nde söylenen manilerden bazı şunlardır;

Karşıdan gelenlere
Göz koydum fenerlere
Annem beni verecek
Askerden gelenlere

Mezarlıktan geçerken
Mezarlık taşlarını
Koyun mu sandın yârim?
Benimle dalga geçmeyi
Oyun mu sandın yârim?

Karşıdan gelen hoca
Elinde sarı bohça
Bizi küçük sanmayın
Bizde isteriz koca

Armudu taşlayalım
Dibini kışlayalım
Müsaade ederseniz
Maniye başlayalım.

Mezarlıktan geçerken
Mezarlık taşlarını
Koyun mu sandın yârim?
Benimle dalga geçmeyi
Oyun mu sandın yârim?

Karşıdan baktıracam
Tabanca attıracam
Keratanın oğluna
Eşeği tattıracam

Armudu taşlayalım
Dibini kışlayalım
Müsaade ederseniz
Maniye başlayalım.

Giden eşekli oğlan
Beli fişekli oğlan
İşaretten anlamaz
Koca kafalı oğlan

Karşıdan baktıracam
Tabanca attıracam
Keratanın oğluna
Eşeği tattıracam

Besmeleyle çıktım yola
Selam verdim sağa sola
A benim Ahmet efendim
Ramazan-ı Şerif’in mübarek ola.

Ne uyursun ne uyursun
Bu uykuda ne bulursun
Al abdesti kıl namazı
Cennet-i Ala’yı bulursun.

66_ferizli_şehir
Ferizli Seyifler Kalesi, Fotoğraflayan: Hüsnü GÜRSEL

3. Söğütlü İlçesi Fındıklı Köyü'nde söylenen maniler;

Sakarya’nın akımı
Mavi oda takımı
Mavi kazaklı oğlan
Aldı benim aklımı

5_söğütlü_spor
Söğütlü Tarım Hayvancılık ve Süt Festivali / Fotoğraflayan: Hüsnü GÜRSEL

Hişt bakar mısın?
Sigaramı yakar mısın?
Evli misin, bekâr mısın?
Benimle çıkar mısın?

Armudu dişledim
Sapını gümüşledim
Ben yârimin adını
Gömleğime işledim

Maninin başı mısın?
Cebrail taşı mısın?
Bir mani yazıp göndersem?
Cebinde taşır mısın?

4. Akyazı İlçesi Dedeler Köyü'nde söylenen maniler;

Işıldamaz,
Işıldamaz, parlamaz
Ver anne sevdiğime,
Kendi düşen ağlamaz.

Gide gide yoruldum,
Bir taş buldum oturdum,
Hayırsızın oğluna,
Bir bakışta vuruldum.

Suda balık yan yüzer,
Annem kendini üzer,
Üzme annem kendini,
Damadın benden güzel

Denizin kenarında
Kalaydım kazanı,
Yârim senin yüzünden
Yedim otuz Ramazanı.

Parmağımda yüzüğüm
Boncuk diyorlar boncuk,
Askere gitmeyene
Çocuk diyorlar çocuk.

Parmağımda yüzüğüm
Taşlı diyorlar taşlı,
Askerden gelene
Yaşlı diyorlar yaşlı

Elma elmalıktayım,
Elma toplamaktayım.
Yârim senin aşkına,
Her gün ağlamaktayım.

Buraların söğüdü,
Kimden aldın öğüdü,
Ben sana yar diyeli,
Senin burnun büyüdü.

Kara kara kazanlar,
Kara yazı yazanlar,
Cennet yüzü görmesin,
Aramızı bozanlar.

Taksi geldi düt geldi,
Annem bana bak dedi,
Baktım dünürcü gelmiş,
Babam daha küçük dedi.

Merdivenden inerken,
Terliklerimi giyerken,
Söyleyin annem ağlamasın,
Ben taksiye binerken.

Merdivenim kırk ayak,
Kırkına vurdum dayak,
Benden başkasını seversen,
Kalkılmaz yataklara yat.

Ev üstüne ev yaptım
Çıktım üstüne baktım
Yârim gelecek diye
Çifte lambalar yaktım

Masa üstünde pekmez
O pekmez bana yetmez
Sakarya’nın kızları
Başlıksız gelin gitmez

Bugün hava yaz yârim
Mintanı beyaz yârim
Bisikletin üstünde
Bana mektup yaz yârim

Ben geçerim kenardan,
Yol senin olsun.
Zehiri ben içeyim,
Su senin olsun.

Duydum ki sözlenmişsin,
Tebrikler olsun.
Ben de sözleniyorum,
Haberin olsun.

Ayvalar olmasaydı,
Çiçeği solmasaydı,
Ölüm Allah’ın emri,
Ayrılık olmasaydı.

Masa üstünde sucuk,
Kilosu iki buçuk,
Ver anne sevdiğime;
Beyaz gömlekli çocuk

Masa üstünde bardak,
Bu bardak bizim bardak,
Şu Dedeler ’in kızları,
Hem dondurma, hem kaymak

Adapazarı yolları,
Yıkılıp bozuluyor,
Gönder yârim resmini,
Çok canım sıkılıyor.

Eşarbımı yıkadım,
Yıkadım, karışmıyor.
Yârimin bende resmi var,
Gülüyor, konuşmuyor

Şu Geyve iki çatal,

Ortasında çay akar,

Şu Geyve’nin kızları,

Baygın bakar can yakar

Tren yolunda çiçek,
Trenler geçmeyecek,
Benim sevdiğim oğlan,
Sigara içmeyecek

Ayağına potin giy
Bakalım dar mıdır?
Seni bana verdiler?
Acep aslı var mıdır?

Şu Geyve’nin içinde,
Uçan kuşu vururum.
Ver anne sevdiğime,
Ben aç, susuz dururum

Ada yolları taşlı,
Geliyor sarı saçlı,
Ne oldu sana yârim
Neden gözlerim yaşlı

Alandüzün yolları
Tahtadan tahtaya mı?
Yar bizim buluşmamız
Haftadan haftaya mı?

Mektup yazarsan yârim
Koy kibrit kutusuna
Bizim oradan geçerken
At evin arkasına

Avlu dibinde keser
Bizim köye yel eser
Bizim köyün kızları
Hem esmerdir hem güzel

Potin bağım çözüldü
Bağla hey anam bağla
Yarın öğleden sonra
Otur da beni ağla

Ayağımda yemeni
Altı yok üstü yeni
Babam köye kız vermez
Yeminlidir yeminli

Bugün hava yaz yârim
Mintanı beyaz yârim
Bisikletin üstünde
Bana mektup yaz yârim

Ev üstüne ev yaptım
Çıktım üstüne baktım
Yârim gelecek diye
Çifte lambalar yaktım

Masa üstünde pekmez
O pekmez bana yetmez
Sakarya’nın kızları
Başlıksız gelin gitmez

Bugün hava yaz yârim
Mintanı beyaz yârim
Bisikletin üstünde
Bana mektup yaz yârim

Akyazı Çatalköprü Köyü

Akyazı’ya bağlı Çatalköprü Köyü’nde yaşayan Vesile NAR’dan derlenen maniler;

Bahçenizde gül var mı?
Gül dibinde yol var mı?
Akşam size gelecem
Yatağında yer var mı?

 

Suya girdim susuzdum
Kaç gündür uykusuzum
Girsem yar’in yanına
Elim durmaz huysuzum

 

Kahve içtim fincandan
Dört köşesi mercandan
Doğru söyle sevdiğim
İstiyor musun candan?
Kahveci başı mısın?
Cevahir taşı mısın?
İpek mendil göndersem
Cebinde taşır mısın?

Akyazı’ya bağlı Çatalköprü Köyü’nde yaşayan Vesile NAR’dan derlenen maniler;

 

Susadım su isterim
Bana suyu gösterin
Su değil benim meram
Bana yari gösterin..

 

İndim çeşme başıma
Yazı yazdım taşına
Gelen geçen okusun
Neler geldi başıma

Akyazı’ya bağlı Çatalköprü Köyü’nde yaşayan Vesile NAR’dan derlenen maniler;

 

Bugün Pazar günleri
Arşa çıkar önleri
Ömürden mi sayarsın
Bensiz geçen günleri

 

Başımdan çiçek mi var?
Karşında köçek mi var?
Ne kaş göz ediyorsun?
Sana gidecek mi var?

 

Aklıma nar geldi
Dar sokaktan yar geldi
Beşibirlik istedim
O da Yar’a ar geldi

 

Kaynanam karayılan
Her dedikleri yalan
Gelinler pembe çiçek
Her dedikleri gerçek

Evlerim ıssız kaldı

Destiler susuz kaldı

Evdeki yengelerim

Görümcesiz kaldı

 

Gelinlik çarşafı

Belime bağlasınlar

Beni seven dostlarım

Arkadan ağlasınlar.

 

Ayağımda yemeni

Altı yok üstü yeni

Babam köye kız vermez

Yeminlidir yeminli

 

Bugün hava yaz yârim

Mintanı beyaz yârim

Bisikletin üstünde

Bana mektup yaz yârim

Mektup yazarsan yârim

Koy kibrit kutusuna

Bizim oradan geçerken

At evin arkasına

Oturdum arsına

Acıyor musun yârim

Ağanın parasına

 

Ayakkabının teki

Yârimin adı Zeki

İste beni babamdan

Sana verirler belki

 

Elimdeki yüzüğün,

İki sarı taşı var;

Yârim esmerdir ama

Sevilecek başı var

 

Akçay’ım iki çatal,

Ortasından çay akar;

Akçay’ımın gençleri,

Baygın bakar, can yakar

 

Hayrola da hayrola

O kız bana yar ola

Yar olmazsa can ola

Derdime derman ola

 

Hey babam hain babam

Hayattan attın beni

Bin lira para için

Ellere verdin beni

 

Dilimdeki etiket,

Elime yapışıyor,

Şu oynayan gençlere,

Ne güzel yakışıyor.

 

Denize dalayım mı?

Bir balık alayım mı?

Kör olacağın kızı,

Daha yalvarayım mı?

 

Kelik bana ot getir,

Yârimden mektup getir;

Eğer yârim gelmezse,

Yakasından tut getir.

Potin bağım çözüldü

Bağla hey anam bağla

Yarın öğleden sonra

Otur da beni ağla.

 

Avlu dibinde keser

Bizim köye yel eser

Bizim köyün kızları

Hem eserdir hem güzel

 

Alan düzün yolları

Tahtadan tahtaya mı?

Yar bizim buluşmamız

Haftadan haftaya mı?

 

Ev üstüne ev yaptım

Çıktım üstüne baktım

Yârim gelecek diye

Çifte lambalar yaktım

Çapa kazarım çapa

Koy kibrit kutusuna

İn dereye dereye

Sarıerik yemeye

Annem yumurta satmış

Seni evlendirmeye

Ağanın parasına

 

Söylerim yana yana,

Söyle derdini bana;

Yar söyle dertlerini,

Derman olayım sana.

 

Raftan aldım makarna,

Kapkaradır kapkara;

İki mani söyledim,

Ettim seni maskara.

 

Masa üstünde pekmez

O pekmez bana yetmez

Sakarya’nın kızları

Başlıksız gelin gitmez

 

Bahçenin kapısını

Bir vuruşta açarım

Dünür yolla sevdiğim

Vermezlerse kaçarım

 

Balkaya tepesinden

Görünüyor Sapanca

Yeme, içme sevdiğim,

Tak beline tabanca.

 

Ben ağzımı açamam,

Otuz iki dişim var;

Şehire gideceğim,

Köylerde ne işim var.

 

Köşede oturursun.

Rüzgar eser kurursun;

Böyle laflar söyleme,

Sonra pişman olursun.

Alma altında tilki

Yavruları bir iki

Yavruları içinde

En güzeli benimki

 

Avludan atlasana

Ispanak toplasana

Madem bende gözün var

Ele laf at masana

 

Bahçelerde ısırgan

Gavur musun Müslüman

Eğil eğil öpeyim

Valla billa ısırmam

 

Bahçelerde patlıcan

Eteğime toplaycam

Yar üstüme yar sevmiş

Of kemden paylaycam

 

Bınarın kapakları

Çınarın yaprakları

Arabacı köylü yarin

Çınlasın kulakları

 

Çirkinlerden bıkmalı

Gece aya çıkmalı

Kiraz dalı altında

Güzellere bakmalı

 

Deniz tuzsuz olur mu?

Balık pulsuz olur mu?

Bekirli’nin kızları

Yavuklusuz olur mu?

 

Entarisi kırmızı

Yakasında yıldızı

Selam verdim almadı

Sanki padişahın kızı

 

Ev ardında bamiye

Ben gidecem Sami’ye

Sami benim olursa

Mum yakacam camiye

 

Gece çıktım ayaza

Sarıldım bir beyaza

Öyle bir yar sevdim ki

Hem okuya hem yaza

 

Ha emiri emiri

Yol kapının demiri

Yelkenciler beyleri

Kaplumbağa kemiri

 

Ha kaynana kaynana

Dişi gedik kaynana

Oğlun çerez getirdi

Sensiz yedik kaynana

 

Havalarda teyyare

Selam söyleyin yare

Ben kendime yar buldum

Bksın başına çare

 

İki duvar arası

Buldum bakır parası

Çift davullu düğün var

İki bayram arası

 

İşi yarına atma

Tez canlı ol uzatma

Yapacağın bir şeyi

Hiç kimseye anlatma

 

Kalenin ardı bunar

Elimi soksam donar

Ne kız oldum ne gelin

Yüreğim ona yanar

 

Karakaş boyanır mı?

Öpsem yar uyanır mı?

Nazlı yarin yanında

Buna can dayanır mı?

 

Köyümün çardakları

Dizilir bardakları

Ben yarimi tanırım

Pembedir yanakları

 

Köprü altında yıldız

Hoşgeldin küçük baldız

Selam söyle ablana

Yatamıyom ben yalnız

 

Maniye başlıyalım

Şeytanı taşlıyalım

Bir manicik yollasan

Ceplerde taşıyalım

 

Mısırım çapa ister

Günlükçü para ister

Orda duran oğlanlar

Sıradan sopa ister

 

Saçlarım bukle bukle

Dur yarim beni bekle

Eğer senle gelmezsem

Öldür beni tüfekle

 

Sevgide karar olmaz

Sevilmesek ar olmaz

Sen kendin yar olmasan

Kimse sana yar olmaz

 

Şu bağlar bizim olsa

Yaprağı üzüm olsa

Yarin uykusu gelmiş

Yatığı dizim olsa

 

Tren yolunda çiçek

Trenler geçmiyecek

Beni alacak oğlan

Sigara içmeyecek

 

Tütünü ben işlerim

Birer birer dişlerim

Tütün paalı giderse

Yanardöner isterim

 

Yeşil sandık açarım

İçine gül saçarım

İste be çocuk iste

Vermezlerse kaçarım

Aşkıma zehir kattın

Hain beni aldattın

Ben sana ne yaptım ki

Beni başından attın

 

Bağa girdim yaprağa

Kıyamadım koparmağa

Okız beni almazsa

Girmem kara toprağa

 

Bahçelerde domata

Ondan olur salata

Yarimin bubası yok

Kim olacak kaynata

 

Bekirli’nin odunu

Yakan bilir tadını

Bekirli’den kız alan

Hanım koysun adını

 

Çeşmeleri pamukluk

Hanayları savukluk

Çoban olma be yarim

Gel olalım yavukluk

 

Dağda olur keklik

Kızlar giyer eteklik

Sen beni sevmiyorsan

Bende vermem metelik

 

Entarinin biçimi

Yalan dünya geçimi

Gel yarim konuşalım

Bir sigara içimi

 

Entarisi vişneden

Şimdi geldim çeşmeden

Alacaksan al yarim

Hastaneye düşmeden

 

Evinden uzak olma

Düşmana konuk olma

İşini kendin başar

Kimseye de yük olma

 

Gökye yıldız yüzaltmış

Yarim uykuya yatmış

Uyku değil meramı

Yari sevda bunaltmış

 

Ha irince irince

Kaşık saldım pirince

Küçük bir ter döktüm

Yar kaynuma girince

 

Ha uruşur uruşur

İncir yapra buruşur

Sünnetçiköy kızları

Onbeşinde buruşur

 

Havada uçan kırlangıç

Kanadı ayrıç ayrıç

Beni yardan ayıran

Kan kussun avuç avuç

 

İndim gübre atmaya

Gün gidiyor batmaya

İki senecim kaldı

Yarla bile yatmaya

 

Kaleden iniş mi olur

Hem demir gümüş mü olur

Akşamdan söz veripte

Sabaha dönüş olur mu

 

Kara kütük yanar

Üstünde süt kaynıyor

Bakın şu olanlara

İki elti oynuyor

 

Karanfilim ek beni

Saksılara dik beni

Eğer katmer açarsa

Top zülfüme tak beni

 

Küçük odanın camı

Hacamıdır bacamı

Küçük yaşta yar sevdim

Telef ettim bu canı

 

Mangal oldum külüm yok

Bülbül oldum dili yok

Senden ayrı düşeli

Ağlamadık günüm yok

 

Merdiven basak basak

Yukarı çıkmak yasak

Müftüden haber geldi

Kasabaya kız yasak

 

Motor aldım seksene

Binemedim üstüne

Motor güzel ama

Bak üstünde serseme

 

Sana doğru yöneldim

Sanki akan bir seldim

Hasretlik erdi sona

Kollarını aç ben geldim

 

Sıra sıra melekler

Gelme selam verdiler

Kraliçeniz kim dedim

Bana Ayşen dediler

 

Taş altında teleme

Kaşları benzer kaleme

Küçük yaşta yarsevdim

Rezil oldum aleme

 

Topraklar çorak gibi

Yeşilsin yaprak gibi

Kaparsın gönülleri

Gökteki çaylak gibi

 

Yarim gelir yamaçtan

Setresi var kumaştan

Madem almaycan yarim

Neden kanuştun baştan

 

Yumurtanın saısı

Yere düştü yarısı

Elle yarim başımı

Belki geçer ağrısı

Ahlandelis sahlis zali

Sahl dagays kalos ara

Sahan moreshavs, cams ara

Tzamojdeba keraze

Atiktikeps enasa

Tzamtzarebs kevelasa

Şimdiki evin gelini

Evi süpürür, evinin önünü değil

Tabak yıkar, canak (kâse) yıkamaz

Oturur yüksek yere

Konuşturur dilini

İncitir herkesi.

İşçi arı bal yapar, erkek arı su getirir,

İşçi arı bağırınca, erkek arı gözünü kaldırır,

İsina’yı neden yakıyorsun, rüzgâr çiçek getirir,

Çiçekleri toplar, gürgen ’in tepesine çıkarır,

Yarısını kendisi için ve yarısını da benim için biriktirir.